ANKARA KEÇİSİ
Ankara
Keçisi tiftik verimiyle diğer keçilerden ayrılan,
Orta Asya'da tarih sahnesine çıkmış, günümüzden 7-8
yüzyıl önce, Türklerin Anadolu'ya gelirken
beraberlerinde getirdikleri bir keçi ırkıdır.
Türklerin Anadolu’ya yerleşmesinden sonra, özellikle
İç Anadolu'nun iklim koşullarına uyum sağlamış, ırk
özellikleri netleşmiş ve bu bölgeye özel bir ırk
olarak ünü dünyaya yayılmıştır. 1840'lı yıllara
kadar sadece İç Anadolu'da yetiştirilmiş ve bu
tarihten sonra Güney Afrika'ya(1838) ve
Amerika'ya(1849) götürülmüş ve bu ülkelere de uyum
sağlamıştır.
Anadolu'ya özgü olan bu ırk, tüm dünyada da Ankara
Keçisi (Angora goat) olarak tanınmaktadır.
Ankara Keçisinden elde edilen en önemli ürün tiftik
olmakla beraber, etinden, derisinden ve nadir olarak
da sütünden yararlanılmaktadır. Tiftik, ayrıca
mohair olarak da bilinir. Bu tanım batı
dillerine Arapça ‘muhhayyer’den geçmiştir.
Bugün dünyanın bir çok ülkesinde Ankara Keçisi
yetiştirilmekte ve yüksek verimler elde
edilmektedir. Ancak elde edilen tiftik, incelik ve
yumuşaklık gibi önemli özellikleri bakımından
yurdumuzda üretilen tiftikler seviyesine
ulaştırılamamıştır. Diğer ülkeler tiftik verimini
ortalama 4 kg’a (3- 6) çıkarmıştır. yurdumuzda ise
tiftik verimi 1,8-2 kg civarındadır.
Tiftik, parlak elastik, zararlı güneş ışınlarını
geçirmeyen, nem çeken, ısıya dayanıklı, kolayca
boyanabilen ve kolay kir tutmayan bir elyaf
olmasından dolayı, dokuma sanayinin vazgeçilmez bir
hammaddesidir; tekstil ve trikotaj sanayinde
aranılan bir ürün özelliğiyle erkek ve kadın dış
giyim sanayinde, döşemelik kumaş üretiminde,
dekoratif amaçla, battaniye, halı, şal, şapka, atkı
üretiminde, astarlık kumaş olarak, tela, battaniye
ve kilim yapımı gibi değişik alanlarda
kullanılmaktadır.
Ülkemizde Ankara Keçisi varlığı ekonomik, sosyal ve
doğal faktörlerin etkisi altında her geçen gün
azalma göstermektedir. Bu azalmada tiftik
fiyatlarındaki yetersizlik ve pazar sorunu,
meraların bilinçsiz kullanımı ve ziraat alanlarına
dönüştürülmesi, yine meraların orman alanı olarak
kullanılması, yetiştiricilere gerekli bilginin
verilerek yoğun yetiştiricilik yöntemlerine
alıştırılmaması, et fiyatlarının tiftik fiyatlarına
göre daha fazla artması gibi nedenler rol
oynamaktadır.
Şu an yetiştiriciliği sürdüren yurttaşlarımızın çoğu
için tek neden, geleneksel değerlere bağlılıktır.

